YALÇIN & AKSUHUKUK BÜROSU Hukuki Yazılar
TREN

Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku

Verilen Borç Geri Ödenmezse Ne Yapılır? Banka Dekontu, Mesajlar ve Alacağın Tahsili

KISA CEVAP

Borç verdiğiniz para ödenmiyorsa önce parayı yazılı olarak geri isteyin. Geri ödeme günü kararlaştırılmamışsa borçlu, ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe ödemekle yükümlü değildir (TBK m. 392 [1]). Ödeme yine yapılmazsa icra takibi başlatabilir veya alacak davası açabilirsiniz. Asıl zorluk ispattır: Tutarı kanundaki sınırı aşan ödünç işlemleri kural olarak imzalı bir belgeyle ispatlanır (HMK m. 200 [2]). Banka dekontu paranın gönderildiğini gösterir; ancak Yargıtay'a göre havale kural olarak bir borcun ödenmesi için yapılmış sayıldığından, açıklamasız bir dekont tek başına "borç verdim" iddiasını kanıtlamayabilir. Borçlunun borcu kabul ettiği mesajlar ise tanık dinlenmesinin önünü açan "delil başlangıcı" sayılabilir. Alacak kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146 [1]).

1. Borç para vermek hukuken ne anlama gelir?

Günlük dilde "borç vermek" denen işlem, kanunda tüketim ödüncü sözleşmesi olarak düzenlenir: Ödünç veren bir miktar parayı karşı tarafa devreder, ödünç alan da aynı miktarı geri vermeyi üstlenir (TBK m. 386 [1]).

  • Sözlü anlaşma da geçerlidir. Kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmeler hiçbir şekle bağlı değildir (TBK m. 12 [1]). Ancak bir sözleşmenin geçerli olması ile mahkemede ispatlanabilmesi farklı şeylerdir; bu tür uyuşmazlıkların çoğu ispat aşamasında çıkar.
  • Faiz kendiliğinden işlemez. Ticari olmayan bir ödünçte faiz, ancak taraflar kararlaştırmışsa istenebilir (TBK m. 387 [1]). Gecikme nedeniyle istenebilen temerrüt faizi ise ayrı bir konudur.

2. Borç ne zaman geri istenebilir?

AnlaşmanızBorç ne zaman ödenmeli?
Belirli bir geri ödeme günü kararlaştırıldıysaO gün. Gün geçince borçlu ayrıca ihtara gerek olmadan temerrüde düşer (TBK m. 117 [1]).
"İstediğim anda geri verirsin" diye kararlaştırıldıysaGeri istendiği anda (TBK m. 392).
Hiçbir şey kararlaştırılmadıysaİlk istemden itibaren altı hafta geçince (TBK m. 392).

Terimler:

  • Muaccel olmak: Alacağın istenebilir hâle gelmesi.
  • Temerrüt: Borçlunun, istenebilir hâle gelen borcu ödemeyerek gecikmeye düşmesi. Belirli bir ödeme günü yoksa borçlu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m. 117).
Pratik not:

Geri ödeme isteğinizi tarihini sonradan kanıtlayabileceğiniz bir yolla yapmak, altı haftalık sürenin ve temerrüdün ne zaman başladığını göstermeyi kolaylaştırır. Bunun için noter aracılığıyla ihtarname gönderilebilir. Mesajla yapılan istem de delil olabilir; ancak karşı taraf mesajı aldığını inkâr ederse tartışma çıkabilir.

3. Borç verdiğinizi nasıl ispatlarsınız?

Senetle ispat kuralı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (HMK) göre, yapıldığı tarihteki tutarı kanundaki sınırı aşan hukuki işlemler senetle, yani kural olarak karşı tarafın imzasını taşıyan yazılı bir belgeyle ispatlanmalıdır; bu durumda kural olarak tanık dinlenemez (HMK m. 200 [2]). Kanun metninde 2.500 TL olarak yazan bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve ödüncün verildiği tarihte geçerli olan sınır esas alınır (HMK Ek m. 1 [2]). Yıllar içindeki artışlar nedeniyle bugünkü sınır kanunda yazan rakamın çok üzerindedir; bu nedenle ödüncün verildiği yıla ait sınırın ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Senet niteliğindeki belgelere örnekler:

  • İmzalı ödünç sözleşmesi veya borç senedi,
  • Borçlunun borcu kabul ettiğini yazdığı ve imzaladığı belge (borç ikrarı),
  • Güvenli elektronik imzayla oluşturulmuş belge (HMK m. 205 [2]).

Senet yoksa hangi yollar kalır?

Senedinizin olmaması, iddianızı kendiliğinden kaybettiğiniz anlamına gelmez. Kanun bazı yollar bırakır:

  • Delil başlangıcı: Senetle ispat gereken durumlarda, işlemi tam ispatlamaya yetmese de muhtemel gösteren bir belge varsa tanık dinlenebilir. Bu belgenin, kendisine karşı delil gösterilen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olması gerekir (HMK m. 202 [2]). Yani sizin gönderdiğiniz değil, borçlunun yazdığı belgeler önem taşır.
  • Yakın akrabalar arasındaki işlemler: Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba ve kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde tanık dinlenebilir (HMK m. 203 [2]). Arkadaşlar ile amca, dayı veya kuzen gibi bu listede sayılmayan akrabalar arasındaki ödünçler bu istisnaya girmez. Aynı maddedeki "senede bağlanmaması teamül hâline gelmiş işlemler" istisnasının uygulanıp uygulanmayacağı ise somut olaya göre değerlendirilir.
  • Karşı tarafın açık onayı: Hâkim senetle ispat kuralını hatırlattıktan sonra karşı taraf açıkça kabul ederse tanık dinlenebilir (HMK m. 200/2).
  • Yemin: Başka deliliniz yoksa karşı tarafa yemin teklif edebilirsiniz. Yemine çağrılan kişi geçerli bir özrü olmadan gelmez veya yemin etmekten kaçınırsa, yemin konusu olayları kabul etmiş sayılır (HMK m. 229 [2]). Karşı taraf yemin ederse bu delil sizin lehinize sonuç vermez.

Banka dekontu neyi kanıtlar?

Dekont, paranın sizin hesabınızdan karşı tarafın hesabına geçtiğini gösterir. Tartışma çoğunlukla paranın neden gönderildiği konusunda çıkar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.05.2023 tarihli, E. 2022/1076, K. 2023/494 sayılı kararı (UYAP Mevzuat ve İçtihat [3]) bu konuda şu ilkeleri ortaya koyar:

  • Havale kural olarak bir ödeme aracıdır. Bu nedenle havalenin mevcut bir borcun ödenmesi için yapıldığı karine olarak kabul edilir. (Karine: aksi ispatlanana kadar doğru sayılan hukuki varsayım.) Paranın ödünç olarak gönderildiğini ileri süren gönderen, bunu ispatlamak zorundadır.
  • Açıklamasında "borç bedeli" gibi, gönderimin bir borç ödemesi olmadığını gösteren ifade bulunan ve alıcının herhangi bir çekince koymadan kabul ettiği havalelerde Kurul, ispat yükünün alıcıya geçtiğini kabul etmiştir.
  • Açıklamasında yalnızca "yatırılan" yazan, gönderme sebebini göstermeyen havalede ise karine alıcı lehine işlemiş; gönderenin, bu tutar için iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Kararda karşı oy da vardır: Karşı oyda, taraflar arasındaki karşılıklı para gönderimlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve karinenin her olayda katı biçimde uygulanmaması gerektiği savunulmuştur. Yani konu tartışmasız değildir; ancak Kurul çoğunluğunun görüşü yukarıdaki gibidir.

Pratik sonuç: Açıklamasız bir dekont çoğu zaman tek başına yeterli olmaz. Dekontu, borcun kabul edildiği yazışmalar, borçlunun yaptığı kısmi geri ödemeler veya başka belgelerle desteklemek gerekir.

WhatsApp mesajları, SMS ve e-postalar

HMK, elektronik ortamdaki verileri de belge sayar (HMK m. 199 [2]). Borçlunun gönderdiği ve borcu muhtemel gösteren bir mesaj ("Ay sonunda borcumu öderim", "Kalanı da göndereceğim" gibi), senetle ispat gereken durumlarda tanık dinlenmesine imkân veren delil başlangıcı olarak değerlendirilebilir (HMK m. 202).

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 02.04.2026 tarihli, E. 2025/5099, K. 2026/1855 sayılı kararına (UYAP Mevzuat ve İçtihat [4]) konu dosyada bölge adliye mahkemesi, WhatsApp yazışmalarını delil başlangıcı saymış ve tanık beyanıyla birlikte değerlendirerek ödünç alacağını ispatlanmış bulmuştur. Daire; davalının yazışmalardaki ifadelere savunmasında kendisinin de dayandığını, bu nedenle içeriği kabul etmiş sayılacağını ve mesajlardan borcunu kabul ettiğinin anlaşıldığını belirterek kararı onamıştır.

Mesajların değeri her dosyada ayrı değerlendirilir. Mesajın borçluya ait olduğu tartışılırsa telefonun veya kayıtların teknik incelemesi gerekebilir; aynı dosyada ilk derece mahkemesi, inceleme için telefonun teslimi amacıyla davacıya süre vermişti. Yargıtay ise bu dosyada, davalı yazışma içeriğine savunmasında kendisi dayandığı için telefonun veya HTS kayıtlarının istenmesine gerek olmadığını belirtmiştir.

Delillerin özeti

DelilNe gösterebilir?Dikkat edilecek nokta
İmzalı borç senedi veya sözleşmeÖdünç ilişkisini ve tutarıİmza inkâr edilirse imza incelemesi yapılabilir
Açıklamasında "borç" veya "ödünç" yazan dekontParanın gönderildiğini ve gönderme sebebiniAlıcının bu açıklamaya itiraz edip etmediği önem taşır
Açıklamasız dekontYalnızca paranın gönderildiğiniKarine, borç ödemesi yönündedir
Borçlunun mesajları ve e-postalarıDelil başlangıcı; bazen borcun açıkça kabulüMesajın kime ait olduğu tartışılırsa teknik inceleme gerekebilir
TanıkSınırın altındaki işlemler; delil başlangıcı veya kanuni istisna varsa daha fazlasıSınırı aşan işlemlerde tek başına kural olarak dinlenmez
YeminBaşka delil yoksa son yolKarşı taraf yemin ederse sonuç sizin lehinize olmaz

4. Delillerinizi nasıl korumalısınız?

  • Yazışmaları silmeyin. Telefon değiştirecekseniz önce yedek alın. Seçilmiş birkaç ekran görüntüsü yerine yazışmanın tamamını saklayın.
  • Ekran görüntülerinde karşı tarafın adı veya numarası, mesajın tarihi ve saati görünsün.
  • Banka kayıtlarını dekont ve hesap hareketi olarak bankadan temin edin; borçlunun yaptığı kısmi geri ödemeleri de kaydedin.
  • Delil kaybolma tehlikesi varsa, dava açılmadan önce de mahkemeden delil tespiti istenebilir (HMK m. 400 [2]). Noterlerin vakıa tespiti yapmasına ilişkin kurallar da ayrıca uygulanabilir (HMK m. 401/2).

5. Alacağınızı hangi yollarla tahsil edebilirsiniz?

İhtarname ve uzlaşma

İlk adım genellikle yazılı bir ödeme isteğidir. İhtarname, altı haftalık sürenin hangi tarihte başladığını belgeler. Aynı ihtarnamenin temerrüt ihtarı da sayılıp sayılmayacağı ve faizin hangi tarihten işleyeceği somut olaya göre değerlendirilir. Taraflar ödeme planı üzerinde anlaşırsa bunu imzalı bir belgeye bağlamak, ileride çıkabilecek ispat sorununu da büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Arabuluculuk

İki kişi arasındaki ve ticari işletmeyle ilgisi olmayan bir ödünç uyuşmazlığı için, dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu öngörülmemiştir; zorunlu arabuluculuk sayılan konular arasında yer almaz (HUAK m. 18/B [5]). Taraflar yine de isteyerek arabulucuya gidebilir. Anlaşmaya varılırsa, mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınan anlaşma belgesi ilam niteliğinde sayılır, yani mahkeme kararı gibi icraya konulabilir (HUAK m. 18).

Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse durum farklıdır: Örneğin ödünç, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse (TTK m. 4 [6]), konusu para olan alacak ve itirazın iptali davalarından önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A).

İcra takibi

Elinizde mahkeme kararı olmadan da ilamsız icra takibi başlatabilirsiniz. Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılabilir (İİK m. 58 [7]). Para borçları, aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının yerleşim yerinde ödenir (TBK m. 89 [1]); icra takibinde de HMK'nın yetki kuralları uygulandığından (İİK m. 50), borçlunun yerleşim yerinin yanında alacaklının yerleşim yerindeki icra dairesi de kural olarak yetkilidir.

Bundan sonra şu yollardan biri izlenir:

  1. Borçlu itiraz etmezse: Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir (İİK m. 62 [7]). İtiraz edilmezse takip kesinleşir ve alacaklı haciz isteyebilir (İİK m. 78).
  2. Borçlu itiraz ederse: Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur (İİK m. 66). Bu durumda alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemede itirazın iptali davası açabilir (İİK m. 67 [7]). Mahkeme borçlunun itirazını haksız bulursa, borçlu, alacaklının talebi üzerine hükmolunan tutarın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilir. Takip haksız ve kötü niyetli bulunursa bu kez alacaklı tazminata mahkûm edilebilir.
  3. İtirazın kaldırılması: Takip, imzası borçlu tarafından kabul edilmiş veya noterce onaylanmış bir borç ikrarı belgesine ya da resmî bir belgeye dayanıyorsa, alacaklı itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir (İİK m. 68 [7]). Yalnızca dekont ve mesajlara dayanan bir alacakta bu belge şartı genellikle bulunmaz; çünkü bu kayıtlar borçlunun imzasını taşımaz.

Bir yıllık süre kaçırılsa bile genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklıdır (İİK m. 67).

Doğrudan alacak davası

İcra takibi yapmadan doğrudan dava da açabilirsiniz. Ticari dava niteliğinde olmayan ödünç uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir (HMK m. 2 [2]). Dava, davalının yerleşim yerinde açılabileceği gibi sözleşmenin ifa edileceği yerde de açılabilir (HMK m. 6 ve 10). İcra inkâr tazminatı icra takibine yapılan itirazla bağlantılı olduğundan, takip yapılmadan doğrudan açılan alacak davasında söz konusu olmaz.

İhtiyati haciz

Vadesi gelmiş ve rehinle güvence altına alınmamış bir para alacağı için, borçlunun mallarının dava veya takip sonuçlanmadan geçici olarak haczedilmesi mahkemeden istenebilir (İİK m. 257 [7]). Alacaklının, alacağı konusunda mahkemeye kanaat verecek deliller göstermesi gerekir (İİK m. 258). Haksız çıkarsa doğan zarardan sorumludur ve kural olarak teminat gösterir (İİK m. 259).

6. Zamanaşımı: Ne kadar süreniz var?

  • Süre: Ödünçten doğan alacak, kanunda aksine hüküm bulunmadığından on yıllık genel zamanaşımına tabidir (TBK m. 146 [1]). Anapara faizleri gibi dönemsel edimler için ise beş yıllık süre öngörülmüştür (TBK m. 147).
  • Başlangıç: Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla başlar; muacceliyet bir bildirime bağlıysa, bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar (TBK m. 149 [1]). Geri ödeme günü kararlaştırılmamış bir ödünçte sürenin ödüncün verildiği tarihten mi, yoksa ilk istem ve altı haftalık süre üzerinden mi başlayacağı tartışılabilir. Temkinli yaklaşım, süreyi ödüncün verildiği tarihten hesaplamaktır.
  • Kesilme: Borçlunun borcu kabul etmesi veya kısmi ödeme yapması, ayrıca dava açılması ya da icra takibi başlatılması zamanaşımını keser (TBK m. 154 [1]). Kesilmeyle yeni bir süre başlar; borç bir senetle kabul edilmişse veya mahkeme kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır (TBK m. 156).

7. Borcun ödenmemesi suç mudur?

Kural olarak hayır. Anayasa'ya göre hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz (Anayasa m. 38 [8]). Bu nedenle sırf ödeme yapılmadığı için yapılan bir suç duyurusu, alacağın tahsili için uygun yol değildir.

Para baştan hileli davranışlarla aldatılarak alınmışsa ise dolandırıcılık suçu gündeme gelebilir (TCK m. 157 [9]). Borcun sonradan ödenmemesi, tek başına bu suçun oluştuğunu göstermez; her olay kendi koşullarıyla değerlendirilir.

8. Borç verirken nelere dikkat etmek gerekir?

  • Tutar küçük olsa bile kısa ve imzalı bir yazı hazırlayın: kim, kime, ne kadar, hangi tarihte ve hangi tarihte geri ödenecek.
  • Mümkünse parayı banka yoluyla gönderin ve açıklamaya paranın borç / ödünç olarak gönderildiğini yazın.
  • Elden veriyorsanız borçlunun imzaladığı bir alındı belgesi alın.
  • Geri ödemeleri de banka yoluyla almanız, hangi tutarın ödendiğini ve ne kadar borç kaldığını göstermeyi kolaylaştırır.

9. Varsayımsal örnek

Bu örnek tamamen varsayımsaldır. A, arkadaşı B'ye açıklamasına "borç" yazdığı bir banka havalesiyle para gönderir; geri ödeme günü konuşulmamıştır. Aylar sonra B, WhatsApp'tan "Durumum düzelince borcumu ödeyeceğim" diye yazar, ancak ödeme yapmaz. A, noter aracılığıyla ihtarname göndererek parayı ister ve altı haftalık süre dolduktan sonra icra takibi başlatır. B, "Bu para eski bir borcun ödemesiydi" diyerek ödeme emrine itiraz eder. A, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açar ve dekontu, mesajları ve ihtarnameyi delil olarak sunar. Mahkeme; dekonttaki açıklamayı, B'nin bu açıklamaya itiraz edip etmediğini ve borcun kabul edildiği mesajları birlikte değerlendirir.

10. Sık sorulan sorular

Borçlu "para hediyeydi" diyorsa ne olur?

Borçlu parayı aldığını kabul eder ancak bunun ödünç değil bağış olduğunu söylerse, hukukta buna gerekçeli inkâr (vasıflı ikrar) denir. Bu durumda paranın ödünç olarak verildiğini ispatlama yükü kural olarak alacaklıda kalır. Borçlunun mesajlarındaki "borcum", "öderim" gibi ifadeler bu noktada önem kazanır.

Faiz isteyebilir miyim?

Ticari olmayan bir ödünçte faiz kararlaştırılmadıysa, ödünç süresi için faiz istenemez (TBK m. 387). Ancak borçlu temerrüde düştükten sonra, gecikilen süre için temerrüt faizi istenebilir; sözleşmede başka bir oran yoksa temerrüt faizi kanuni faiz oranı üzerinden işler (TBK m. 120 [1]; 3095 sayılı Kanun m. 2 [10]). 31 Temmuz 2026'dan itibaren kanuni faiz oranı sabit bir yüzde olarak değil, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni olarak belirlenir; 30 Haziran'daki reeskont oranı bir önceki 31 Aralık'takinden beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde sekseni uygulanır (3095 sayılı Kanun m. 1, 7589 sayılı Kanun m. 10 [11]).

Borç alan kişi vefat ettiyse alacağımı kimden isterim?

Mirasçılar, mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olur (TMK m. 599 [12]) ve tereke borçlarından birlikte (müteselsilen) sorumludur (TMK m. 641). Ancak mirasçılar mirası, kural olarak ölümü öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içinde reddedebilir (TMK m. 605–606). Mirası reddeden mirasçıdan bu borç kural olarak istenemez.

İcra takibini avukatsız başlatabilir miyim?

Kanun, alacaklının kendi adına takip talebinde bulunmasını engellemez; talep yazılı, sözlü veya elektronik ortamda yapılabilir (İİK m. 58). Ancak takip talebindeki faiz başlangıcı ve tutar gibi bilgiler sonraki aşamaları etkileyebilir; borçlu itiraz ederse süreç dava aşamasına taşınır.

Takip kesinleştikten sonra ne yapılır?

Alacaklı, haciz talebinde bulunmadan önce UYAP üzerinden borçlunun mal, hak ve alacaklarını sorgulayabilir ve tespit edilenler için sistem üzerinden haciz isteyebilir. Haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl geçince düşer; itiraz veya dava sürecinde geçen zaman bu süreye katılmaz (İİK m. 78). Takibin kesinleşmesi, borçlunun haczedilebilir malı yoksa tahsilatı kendiliğinden sağlamaz.

Hukuki dayanaklar ve kaynaklar

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 12, 89, 117, 120, 146, 147, 149, 154, 156, 386, 387, 392
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 2, 6, 10, 199, 200, 202, 203, 205, 225–229, 400, 401, Ek m. 1
  3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.05.2023, E. 2022/1076, K. 2023/494
  4. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 02.04.2026, E. 2025/5099, K. 2026/1855
  5. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18, 18/B
  6. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 4, 5, 5/A
  7. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 50, 58, 62, 66, 67, 68, 78, 257–259
  8. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 38
  9. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 157
  10. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 1 ve 2
  11. 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 10, 26
  12. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 599, 605, 606, 641
  13. Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 585), 2025 yılı yeniden değerleme oranı %25,49

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendi koşullarıyla değerlendirilmelidir.

Tüm hukuki yazılar