YALÇIN & AKSUHUKUK BÜROSU Hukuki Yazılar
TREN

Aile Hukuku

Boşanmada Ziynet Eşyaları Kime Aittir? Düğün Takılarının İadesi ve İspatı

KISA CEVAP

Kanunda düğün takılarının kime ait olduğunu doğrudan düzenleyen bir madde yoktur; konu büyük ölçüde Yargıtay uygulamasıyla şekillenir. Yargıtay'ın aile hukuku uyuşmazlıklarına bakan 2. Hukuk Dairesinin 2024'te benimsediği yaklaşıma göre önce eşlerin aralarındaki anlaşmaya, anlaşma yoksa ispatlanmış bir yerel örf ve âdete bakılır. İkisi de yoksa kadına özgü takılar kadına, erkeğe özgü takılar erkeğe, her iki cinsin de kullanabileceği altın ve para ise kime takıldıysa ona ait sayılır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/5704, K. 2024/2402 [1]). Takıların iadesini isteyen kişi, takıların varlığını ve karşı tarafta kaldığını ispatlamalıdır. Karşı taraf takıları aldığını kabul edip "bana geri verilmemek üzere verildi" diyorsa, bunu ispatlamak ona düşer. Talep, boşanma davasıyla birlikte ya da ayrı bir davayla aile mahkemesinde ileri sürülebilir.

1. Ziynet eşyası nedir, hukuken nasıl değerlendirilir?

Ziynet eşyası, düğünde eşlere takılan bilezik, kolye, küpe, çeyrek, yarım ve tam altın, gram altın, döviz ve para gibi değerli hediyelerdir. Bunların iadesi için açılan davaya uygulamada ziynet alacağı davası denir.

Kanun düğün takıları için özel bir kural koymaz. Bu nedenle şu genel kurallar birlikte uygulanır:

  • Örf ve âdet: Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hâkim, örf ve âdet hukukuna göre karar verir (TMK m. 1 [2]). Takıların kime kalacağına ilişkin yöresel bir âdet bu yüzden sonucu değiştirebilir.
  • Kişisel mal: Eşlerden birinin miras yoluyla veya herhangi bir şekilde karşılıksız kazandığı malvarlığı değerleri kanun gereğince kişisel maldır; bunlar, eşin karşılığını vererek elde ettiği edinilmiş mallardan ayrı tutulur (TMK m. 219 ve 220 [2]). Hediye olarak takılan ziynetler uygulamada bu kapsamda değerlendirildiğinden, mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) hesabına girmez; ayrı bir talep olarak ileri sürülür.
  • İspat: Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kişi, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür (TMK m. 222/1 [2]).

2. Düğün takıları kime aittir?

Eski uygulama: kural olarak takıların tamamı kadına

Yargıtay uzun süre, aksine bir anlaşma ya da örf ve âdet kuralı yoksa, düğünde kim tarafından ve hangi eşe takılmış olursa olsun takıların kadına bağışlanmış sayılacağını kabul etti (Yargıtay HGK, E. 2017/1038, K. 2021/458 [3]). İnternette ve eski tarihli kararlarda "düğün takılarının hepsi gelinindir" bilgisine bu nedenle sık rastlanır.

Yargıtay'ın güncel yaklaşımı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, düğünlerde kadına özgü takıların yanında çiftin ortak hayatına maddi katkı amacıyla başka değerli eşyaların da takıldığını gözeterek 2024 yılında bu yaklaşımını değiştirdi (Yargıtay 2. HD, E. 2023/5704, K. 2024/2402 [1]). Bu yaklaşıma göre sırasıyla şunlara bakılır:

DurumSonuç
Eşler takıların paylaşımı konusunda anlaşmışsaPaylaşım bu anlaşmaya göre yapılır
Anlaşma yoksa ve yerel bir örf ve âdet iddia edilip ispatlanmışsaPaylaşım bu âdete göre yapılır
Anlaşma ve ispatlanmış âdet yoksa: kadına özgü takılar (bilezik, kolye, küpe gibi)Kadına ait sayılır
Anlaşma ve ispatlanmış âdet yoksa: erkeğe özgü takılarErkeğe ait sayılır
Anlaşma ve ispatlanmış âdet yoksa: her iki cinsin kullanabileceği takılar (çeyrek altın, gram altın, para gibi)Kime takıldıysa ona ait sayılır
Belirli bir eşe takılmayıp takı sandığına veya torbasına konulan, her iki cinse uygun takılarİki eşin ortak malı sayılır
Bilmekte fayda var:

Bir takının kadına ya da erkeğe özgü olup olmadığı tartışmalıysa, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır. Yerel bir âdete dayanan taraf, o âdetin gerçekten bulunduğunu ispatlamak zorundadır; "bizim yörede takılar damat tarafına kalır" demek tek başına yeterli değildir.

Dikkat:

Bu alandaki yaklaşım yakın zamanda değiştiği için eski tarihli kararlara veya yazılara bakarak sonuca varmak yanıltıcı olabilir. Daire yeni yaklaşımı, 2024'ten önce açılmış davalarda da uygulamıştır. Takıların niteliği ve kime takıldığı her dosyada ayrıca değerlendirilir.

3. Takılar nasıl geri istenir?

  • Aynen iade veya bedel: Talep genellikle "takıların aynen iadesi, bu mümkün değilse bedelinin ödenmesi" şeklinde kurulur. Takılar bozdurulmuş veya elden çıkarılmışsa bedel istenir. Takıların cinsi, ayarı ve değeri gibi özel veya teknik bilgi gerektiren konularda mahkeme bilirkişi görüşü alır (HMK m. 266 [4]). Yargıtay bir kararında, istenen ziynetlerin tek tek açıklattırılıp bilirkişi aracılığıyla dava tarihindeki değerlerinin belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, E. 2019/1729, K. 2019/3614 [5]).
  • Görevli mahkeme: Aile hukukundan doğan dava ve işlere aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalar Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesinde görülür (4787 sayılı Kanun m. 2 ve 4 [6]). Eşler arasındaki ziynet talepleri uygulamada aile mahkemesinde görülmektedir.
  • Boşanma davası içinde veya ayrı dava: Ziynet talebi boşanma davasında ileri sürülebileceği gibi ayrı bir davayla da istenebilir. Boşanma davasıyla birlikte ileri sürülse bile uygulamada ayrı bir talep olarak değerlendirilir.
  • Yetkili mahkeme: Talep boşanma davası içinde ileri sürülüyorsa, boşanma davasının görüldüğü mahkemede incelenir. Boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yerinde veya eşlerin davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yerde açılabilir (TMK m. 168 [2]). Ayrı açılan davada genel kural, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6 [4]).
  • Arabuluculuk: Araştırma tarihi itibarıyla aile hukuku uyuşmazlıkları, dava açmadan önce arabulucuya başvurmanın zorunlu olduğu uyuşmazlıklar arasında sayılmamaktadır (6325 sayılı Kanun m. 18/B [7]).

Belirsiz alacak davası kaldırıldı

Ziynetlerin değeri çoğu zaman ancak bilirkişi incelemesiyle netleştiği için bu davalar sıklıkla belirsiz alacak davası olarak açılıyordu. 7589 sayılı Kanun, bu dava türünü düzenleyen HMK m. 107'yi 31 Temmuz 2026'dan itibaren yürürlükten kaldırdı; bu tarihten önce açılmış davalarda eski hüküm uygulanmaya devam eder (7589 sayılı Kanun m. 19 ve geçici m. 1/10 [8]). Aynı Kanunla, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği kısmi davalarda talebin tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabileceği ve artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağı düzenlendi (HMK m. 109/4 [4]). Ayrıca taraflar aynı davada bir kez ıslah yoluna başvurabilir (HMK m. 176 [4]). Bu nedenle davanın hangi usulle ve hangi miktarla açılacağı, dava öncesinde değerlendirilmesi gereken bir konudur.

4. İspat: kim neyi kanıtlamalı?

Genel kural, her tarafın iddiasını dayandırdığı olguları ispatlamasıdır (TMK m. 6 [2]; HMK m. 190 [4]). Ziynet davalarında bu kural uygulamada şöyle işler:

Takılarını geri isteyen taraf şunları ispatlamalıdır:

  1. Düğünde hangi takıların ve kaç adet takıldığını,
  2. Bu takıların kendisine ait olduğunu (anlaşma, âdet veya kime takıldığı),
  3. Takıların karşı tarafta kaldığını ya da onun tarafından alındığını.

Hayatın olağan akışı: Yargıtay'a göre olağan olan, kadına özgü ziynet eşyalarının kadının himayesinde bulunmasıdır; bunun aksini iddia eden kadın, takıların varlığını ve kendisinde olmadığını ispatlamalıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/5704, K. 2024/2402 [1]). Bu nedenle evden kendi isteğiyle ve eşyalarını alarak ayrılan kadının, takıları evde bıraktığını veya elinden alındığını ispatlaması beklenir. Buna karşılık Yargıtay, kadının şiddet görerek evden kovulduğunun anlaşıldığı bir dosyada, iade edilenler dışındaki ziynetlerin kocada kaldığını kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, E. 2010/15804, K. 2011/16116 [9]).

Karşı taraf takıları aldığını kabul ederse: Örneğin koca, takıları bozdurup ev ihtiyaçlarına veya düğün borçlarına harcadığını kabul ediyorsa ispat yükü yer değiştirir. Bu durumda takıların kendisine geri verilmemek üzere verildiğini veya kadının isteği ve onayıyla bozdurulup ortak ihtiyaçlara harcandığını ispatlamak, takıları alan tarafa düşer; bunu ispatlayamazsa iade etmekle yükümlüdür (Yargıtay 3. HD, E. 2016/15340, K. 2018/5571 [10]).

Hangi deliller kullanılabilir?

DelilNe işe yarar?
Düğün videosu ve fotoğraflarıTakıların cinsini, adedini ve kime takıldığını gösterir; bilirkişi incelemesine esas olur
TanıkTakıların kimde kaldığını, nasıl alındığını veya harcandığını anlatabilir. Eşler arasındaki ve kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler tanıkla da ispatlanabilir (HMK m. 203/1-a [4]). Uygulamada tanığın olayı bizzat bilmesi önemlidir; duyuma dayalı anlatımlar zayıf kalır.
Mesajlar ve yazışmalar"Altınları getireceğim", "bilezikleri bozdurduk" gibi ifadeler takıların karşı tarafta olduğunu gösterebilir
Kuyumcu fişleri, banka ve kiralık kasa kayıtlarıBozdurma, satış veya saklama yerini gösterebilir
Karşı tarafın mahkemedeki kabulüMahkeme önünde kabul edilen bir olay artık ispat gerektirmez (HMK m. 188 [4])
YeminDavanın çözümü için önemli, çekişmeli ve karşı tarafın kendisinden kaynaklanan olaylar hakkında yemin teklif edilebilir; başka delillere dayanılmış olması buna engel değildir (HMK m. 225 ve 227 [4])

5. Ziynet davası ne zamana kadar açılabilir?

Kanunda ziynet talepleri için özel bir süre yoktur ve bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır:

  • Bir yıllık süre: Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar (TMK m. 178 [2]). Hukuki yazılarda, ziynet talebinin boşanmadan değil takıların mülkiyetinden doğduğu, bu nedenle bu sürenin ziynet taleplerine uygulanmadığı görüşü ağır basmaktadır.
  • Aynen iade ve bedel ayrımı: Takılar hâlâ karşı taraftaysa, mülkiyete dayanan aynen iade talebinin zamanaşımına tabi olmadığı; takılar elden çıkarılmışsa bedel talebi için genel on yıllık zamanaşımının (TBK m. 146 [11]) uygulanacağı görüşü yaygındır.
  • Evlilik sürerken: Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemez (TBK m. 153 [11]).

Süre konusundaki bu belirsizlik ve düğün videosu, tanık gibi delillere zamanla ulaşmanın zorlaşabilmesi nedeniyle, ziynet talebinin boşanma süreciyle birlikte değerlendirilmesi pratikte uyuşmazlık ihtimalini azaltır.

6. Mal paylaşımıyla ilişkisi

Ziynetler kişisel mal sayıldığından, boşanmada edinilmiş malların paylaşımına (katılma alacağına) dahil edilmez; iadesi ayrıca istenir. Bozdurulan takılarla diğer eş adına ev veya araç alınmışsa durum karmaşıklaşır: Diğer eşin malının edinilmesine yapılan bu katkı, mal rejiminin tasfiyesinde değer artış payı olarak da gündeme gelebilir (TMK m. 227 [2]). Değer artış payı, katkı oranında ve malın tasfiye anındaki değeri üzerinden hesaplanır. Yargıtay, ziynetleri erkeğin payına düşen kredi borcu için bozdurulan kadının, bu katkısını mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacak olarak ya da ziynetlerin iadesi şeklinde isteme konusunda seçim hakkı bulunduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/6598, K. 2025/3100 [12]). Bu iki yol farklı sonuçlar doğurabileceğinden hangisinin seçileceği somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

7. Varsayımsal örnek

Bu örnek tamamen varsayımsaldır. Düğünde geline dört bilezik ve bir kolye, damada altı çeyrek altın ve bir miktar para takılır. Evlilikten bir yıl sonra koca, bilezikleri bozdurup araç taksidi için kullanır. Boşanma davasında kadın, bileziklerin iadesini ister; kolyeyi evden ayrılırken yanına aldığını kabul ettiği için bu konuda talepte bulunmaz. Düğün videosu bileziklerin sayısını gösterir; kocanın "bilezikleri bozdurdum" mesajı da dosyaya sunulur. Koca, bileziklerin kendisine geri verilmemek üzere verildiğini veya kadının rızasıyla bozdurulduğunu ispatlayamazsa mahkeme bileziklerin bedeline hükmedebilir. Damada takılan çeyrek altınlar ve para ise, aksine bir anlaşma veya ispatlanmış bir yerel âdet yoksa güncel yaklaşıma göre kocaya ait sayılabilir.

8. Sık sorulan sorular

Nişanda takılan takılar için de aynı kurallar mı geçerli?

Nişan evlilik dışındaki bir sebeple sona ererse ayrı bir kural uygulanır: Nişanlıların ve anne babalarının (ya da anne baba gibi davranan kişilerin) diğer nişanlıya verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir; hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır (TMK m. 122 [2]). Bu talepler nişanın sona ermesinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar (TMK m. 123). Evlilik gerçekleştiyse nişanda takılanlar da somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

Erkek de kendisine takılan altınları isteyebilir mi?

Evet. Yargıtay, yeni yaklaşımı uyguladığı bir dosyada düğünde kadına takılan 12 çeyrek altının kadına, erkeğe takılan 10 çeyrek altının ise erkeğe ait olduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388 [13]). Kendisine takılan altınların kadında kaldığını ileri süren erkek, bunu ispatlamak zorundadır.

Takılarımı kayınvalideme teslim ettim; ona karşı dava açabilir miyim?

İade talebinin kime yöneltileceği, takıların kime ve hangi amaçla teslim edildiğine bağlıdır. Gelin ile kaynana ve kayınbaba arasındaki işlemler tanıkla da ispatlanabilir (HMK m. 203/1-a). Ancak teslimin kendisinin ispatlanması gerekir ve davanın eşe mi yoksa onun ailesine mi açılacağı, hangi mahkemenin görevli olacağı somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Ziynet davası için harç ödenir mi?

Evet. Yargıtay'a göre boşanma davasıyla birlikte ileri sürülen ziynet talebi boşanmanın eki niteliğinde değildir ve istenen ziynetlerin bedeli üzerinden nispi harca tabidir (Yargıtay 2. HD, E. 2018/7022, K. 2018/13818 [14]). Harç ve gider avansı tutarları her yıl değiştiği için dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır.

Anlaşmalı boşanma protokolünde ziynetlerden söz edilmezse sonradan dava açılabilir mi?

Bu, protokolün ifadesine bağlıdır. "Tarafların birbirinden başka talebi yoktur" gibi genel ifadelerin ziynet taleplerini de kapsayıp kapsamadığı tartışmaya yol açabilir. Bu nedenle anlaşmalı boşanmada ziynetlerin kimde kalacağının protokolde açıkça yazılması, sonradan çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltır.

Hukuki dayanaklar ve kaynaklar

  1. Yargıtay 2. HD, 04.04.2024, E. 2023/5704, K. 2024/2402
  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 1, 6, 122, 123, 168, 178, 219, 220, 222, 227
  3. Yargıtay HGK, 13.04.2021, E. 2017/1038, K. 2021/458
  4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 6, 107 (mülga), 109/4, 176, 177, 188, 190, 203/1-a, 225, 227, 266
  5. Yargıtay 2. HD, 28.03.2019, E. 2019/1729, K. 2019/3614
  6. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 2 ve 4
  7. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A ve 18/B
  8. 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 19, 20, 26 ve geçici m. 1/10
  9. Yargıtay 2. HD, 17.10.2011, E. 2010/15804, K. 2011/16116
  10. Yargıtay 3. HD, 22.05.2018, E. 2016/15340, K. 2018/5571
  11. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 146, 153
  12. Yargıtay 2. HD, 26.03.2025, E. 2024/6598, K. 2025/3100
  13. Yargıtay 2. HD, 24.12.2024, E. 2024/5797, K. 2024/10388
  14. Yargıtay 2. HD, 29.11.2018, E. 2018/7022, K. 2018/13818
  15. Yargıtay 2. HD, 16.06.2026, E. 2026/136, K. 2026/6720

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendi koşullarıyla değerlendirilmelidir.

Tüm hukuki yazılar