YALÇIN & AKSUHUKUK BÜROSU Hukuki Yazılar
TREN

İş Hukuku

Maaşı Geç veya Eksik Ödenen İşçi Ne Yapabilir? Ücret Alacağı ve Fesih Hakları

KISA CEVAP

İş Kanunu'na tabi bir işçinin ücreti en geç ayda bir ve sözleşmede kararlaştırılan tutarda ödenmelidir. Ücreti, ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir neden olmaksızın ödenmeyen işçi çalışmaktan kaçınabilir ve bu yüzden işten çıkarılamaz (İş Kanunu m. 34 [1]). Ücreti kanuna veya sözleşmeye uygun hesaplanmayan ya da ödenmeyen işçi, iş sözleşmesini bildirim süresini beklemeden haklı nedenle feshedebilir; en az bir yıllık kıdemi varsa kıdem tazminatı isteyebilir (İş Kanunu m. 24/II-e [1]; 1475 sayılı Kanun m. 14 [2]). Ödenmeyen ücret için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur (7036 sayılı Kanun m. 3 [3]); ücret alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir.

1. Ücret ne zaman ve nasıl ödenmelidir?

İş Kanunu ücretin ödenmesi için şu kuralları koyar (İş Kanunu m. 32 [1]):

  • Ödeme sıklığı: Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle bu süre bir haftaya kadar kısaltılabilir. Ödeme günü genellikle iş sözleşmesinde yazılıdır.
  • Ödeme şekli: Ücret, prim, ikramiye ve benzeri alacaklar kural olarak Türk parasıyla, işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Banka yoluyla ödeme zorunluluğu kapsamındaki işveren, bu ödemeleri banka hesabı dışında yapamaz. Bono, kupon veya benzeri bir senetle ücret ödenemez.
  • İş sona erdiğinde: İşçinin ücreti ile sözleşmeden ve kanundan doğan, parayla ölçülebilen bütün hakları tam olarak ödenmelidir.

İşveren her ödemede işçiye bir ücret hesap pusulası vermek zorundadır. Pusulada ödeme günü ve dönemi, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretleri gibi eklemeler ile vergi, sigorta primi, avans, nafaka ve icra gibi kesintiler ayrı ayrı gösterilir (İş Kanunu m. 37 [1]).

Kapsam:

Bu yazı İş Kanunu'na tabi işçiler esas alınarak hazırlanmıştır. Ev hizmetlerinde çalışanlar gibi İş Kanunu kapsamı dışında kalanlar (İş Kanunu m. 4 [1]) için, özel bir kanun yoksa, Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesi hükümleri uygulanır; bazı kurallar farklıdır.

2. Hangi durumlar eksik ödeme sayılır?

Eksik ödeme yalnızca maaşın bir kısmının yatmaması değildir. Kanunda ayrıca düzenlenen başlıca durumlar şunlardır:

DurumKanundaki kural
Asgari ücretin altında ödemeAsgari ücret, Asgari Ücret Tespit Komisyonunca belirlenir ve Resmî Gazete'de yayımlanır. Bunu ödemeyen veya eksik ödeyen işveren için idari para cezası öngörülmüştür (İş Kanunu m. 39 ve 102/a).
Sözleşmedeki ücretten az ödemeÜcretin sözleşme şartlarına uygun hesaplanmaması veya ödenmemesi haklı fesih sebebidir (m. 24/II-e).
Fazla mesai, hafta tatili veya genel tatil ücretinin ödenmemesiBu alacaklar ayrı kurallarla hesaplanır ve ayrıca istenebilir (m. 41, 46, 47).
Ceza olarak maaştan kesintiYalnızca iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde yazılı sebeplerle yapılabilir. Sebebi işçiye hemen bildirilmelidir ve kesinti bir ayda iki günlük ücreti aşamaz (İş Kanunu m. 38 [1]).
İşverenin kendi alacağını maaştan düşmesiİşçinin rızası olmadan yapılamaz. İstisna, işçinin kasten verdiği ve mahkeme kararıyla sabit olan zarardır; bu da ancak ücretin haczedilebilir kısmı kadar düşülebilir (Türk Borçlar Kanunu m. 407 [4]).
Parça başı çalışmada az iş verilmesiİşçiye yapabileceğinden az iş verilir ve aradaki fark zaman esasına göre ödenmezse işçi haklı nedenle fesih yapabilir (m. 24/II-f).

3. Maaş geç ödenirse çalışmaktan kaçınabilir miyim?

Evet, kanundaki şartlarla. Ücreti, ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten, yani çalışmaktan kaçınabilir (İş Kanunu m. 34 [1]). Mücbir neden, tarafların iradesi dışında gelişen ve önlenemeyen olağanüstü bir olay anlamına gelir. Kanun bu hakkı şöyle korur:

  • Çalışmadığı için işçinin iş sözleşmesi feshedilemez; yerine yeni işçi alınamaz ve onun işi başkalarına yaptırılamaz.
  • Birden fazla işçi aynı nedenle çalışmaktan kaçınsa bile bu durum grev sayılmaz.
  • Gününde ödenmeyen ücret için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.
Uygulamada önemli:

Çalışmaktan kaçınmak iş sözleşmesini sona erdirmez. Kaçınmaya başladığınızı ve gerekçesini (hangi ayın ücretinin hangi tarihten beri ödenmediğini) işverene yazılı ve ispatlanabilir bir yolla bildirmek, sonradan devamsızlık iddiasıyla karşılaşma riskini azaltır. 20 günlük süre dolmadan işe gitmemek, kanunun bu korumasının dışında kalabilir.

4. Maaş ödenmezse işten ayrılıp kıdem tazminatı alabilir miyim?

Fesih hakkı hangi durumda doğar?

İş Kanunu'na göre işveren tarafından işçinin ücreti "kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse" işçi, iş sözleşmesini süresi belirli olsun veya olmasın, bildirim süresini beklemeden feshedebilir (İş Kanunu m. 24/II-e [1]). Buna haklı nedenle derhal fesih denir.

  • Bekleme süresi: Kanun, haklı fesih için ücretin belirli bir süre gecikmiş olmasını şart koşmaz; m. 34'teki 20 günlük süre çalışmaktan kaçınma hakkı içindir. Kısa ve tek seferlik bir gecikmenin fesih için yeterli olup olmadığı ise somut olayın koşullarına göre değerlendirilir; gecikmenin süresi, sıklığı ve tutarı önem taşır.
  • Fesih hakkını kullanma süresi: Bu tür fesih hakkı, durumun öğrenildiği günden itibaren altı iş günü ve her hâlde olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır (İş Kanunu m. 26 [1]). Ücretin aylarca ödenmemesi gibi devam eden durumlarda bu sürenin nasıl hesaplanacağı ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle fesih kararını gereksiz yere geciktirmemek ve tarihleri belgelemek yararlı olur.
  • Bildirimin şekli: İş Kanunu'na göre iş sözleşmesinin feshi sonucunu doğuracak bildirimler her hâlde yazılı yapılır; bildirim imza karşılığında veya, işçinin yazılı kabulü varsa, kayıtlı elektronik posta (KEP) ile gönderilebilir (İş Kanunu m. 109 [1]). Fesih sebebini açık ve kesin biçimde belirtme yükümlülüğü kanunda işveren için düzenlenmiştir (m. 19). İşçinin bildiriminde de fesih sebebinin (örneğin hangi ayların ücretinin ödenmediği ve m. 24/II-e) açıkça yazılması ve işverene ulaştığının ispatlanabilmesi, ileride ispat bakımından önem taşır.

Fesihten sonra neler istenebilir?

  • Ödenmeyen ücretler ve fazla mesai gibi diğer işçilik alacakları.
  • Kullanılmayan yıllık izin ücreti: Sözleşme hangi nedenle sona ererse ersin, hak kazanılıp kullanılmayan izinlerin ücreti son ücret üzerinden ödenir (İş Kanunu m. 59 [1]).
  • Kıdem tazminatı: İşçinin İş Kanunu m. 24'e göre yaptığı fesihte, aynı işverene bağlı her tam çalışma yılı için 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir; bir yıldan artan süreler için de aynı oranda ödeme yapılır. Bu nedenle en az bir tam yıllık kıdem gerekir. Tazminat son ücret üzerinden hesaplanır, kanundaki üst sınırla (kıdem tazminatı tavanı) sınırlıdır ve zamanında ödenmezse mevduata uygulanan en yüksek faiz istenebilir (1475 sayılı Kanun m. 14 [2]; İş Kanunu geçici m. 1).
  • İşsizlik ödeneği: İş sözleşmesini İş Kanunu m. 24'e göre kendisi fesheden sigortalı da işsizlik ödeneğinden yararlanabilir (4447 sayılı Kanun m. 51 [5]). Bunun için fesihten önceki son 120 gün hizmet akdine tabi çalışılmış ve son üç yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödenmiş olması (m. 50), fesih tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Türkiye İş Kurumu'na (İŞKUR) başvurulması gerekir; mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre ödenek süresinden düşülür (m. 48).

İhbar tazminatı: Haklı nedenle derhal fesihte bildirim süresi beklenmez. İhbar tazminatı, bildirim süresine uymadan sözleşmeyi sona erdiren tarafın karşı tarafa ödediği tazminattır (İş Kanunu m. 17 [1]). Bu nedenle haklı nedenle fesheden işçi işverene ihbar tazminatı ödemez; sözleşmeyi kendisi sona erdirdiği için kural olarak işverenden de ihbar tazminatı isteyemez.

Dikkat:

Fesih bildiriminde ücretin ödenmediği gerekçesi yazılmaz ya da bu gerekçe ispatlanamazsa, ayrılış istifa gibi değerlendirilebilir ve kıdem tazminatı talebi reddedilebilir.

5. Ödenmeyen ücret nasıl talep edilir?

Önce arabuluculuk

Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacakları için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir (7036 sayılı Kanun m. 3 [3]). Arabulucu, tarafları uzlaştırmaya çalışan, karar verme yetkisi olmayan tarafsız kişidir.

  • Nereye? İşverenin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna; büro yoksa görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne (m. 3/5).
  • Ne kadar sürer? Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süreyi en fazla bir hafta uzatabilir (m. 3/10).
  • İlk toplantı: Geçerli bir mazereti olmadan ilk toplantıya katılmadığı için arabuluculuk sona ererse, katılmayan taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine hükmedilecek vekâlet ücreti yarıya indirilir (m. 3/12).
  • Anlaşma olursa: Üzerinde anlaşılan konularda sonradan dava açılamaz (6325 sayılı Kanun m. 18/5 [6]). Anlaşma belgesinin hangi alacakları ve tutarları kapsadığı imzalanmadan önce dikkatle okunmalıdır.
  • İcra takibi yapılırsa: Ücret alacağı için başlatılan icra takibine işveren itiraz ederse, açılacak itirazın iptali davası için de arabulucuya başvurmak gerekir (m. 3/1).

Dava

  • Görevli mahkeme: İş mahkemesi; iş mahkemesi kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi (7036 sayılı Kanun m. 2 ve 5 [3]).
  • Yetkili mahkeme: İşverenin yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesi; bunun aksine yapılan yetki sözleşmeleri geçersizdir (m. 6).
  • Tutar tam belli değilse: Belirsiz alacak davasını düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107, 31 Temmuz 2026'dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır (7589 sayılı Kanun, RG 31.7.2026 [7]). Bu tarihten sonra alacağın bir kısmıyla kısmi dava açılabilir ve talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar artırılabilir; artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır (HMK m. 109/4 [8]). 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış davalarda kaldırılan m. 107 uygulanmaya devam eder (7589 sayılı Kanun geçici m. 1/10).

İş devam ederken iş müfettişine başvuru

İş sözleşmesi devam eden işçinin kanundan veya sözleşmeden doğan bireysel alacaklarına ilişkin başvurusu üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri inceleme yapabilir (İş Kanunu m. 91 [1]). Bu yol iş sözleşmesi sona erdikten sonra kullanılamaz ve alacağın zorla tahsili için arabuluculuk ve dava yolunun yerine geçmez.

İşveren ödeme güçlüğüne düşerse: Ücret Garanti Fonu

İşverenin konkordato ilan etmesi, hakkında aciz vesikası alınması veya iflası gibi hâllerde, işçinin ödenmeyen üç aylık ücret alacağı, İşsizlik Sigortası Fonu içinde oluşturulan Ücret Garanti Fonu'ndan karşılanabilir. Bunun için işçinin, işverenin ödeme güçlüğüne düşmesinden önceki son bir yıl içinde aynı işyerinde çalışmış olması gerekir; ödeme temel ücret üzerinden ve kanundaki üst sınırı aşmayacak şekilde yapılır (4447 sayılı Kanun ek m. 1 [5]). Başvurunun usulü yönetmelikle düzenlenmiştir; güncel bilgi İŞKUR'dan alınabilir.

6. Ödenmeyen ücret ne kadar geriye dönük istenebilir?

  • Süre beş yıldır. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır (İş Kanunu m. 32 [1]; Türk Borçlar Kanunu m. 147 [4]). Zamanaşımı, süresi geçen alacağın, borçlu itiraz ederse artık mahkeme yoluyla tahsil edilememesidir.
  • Her ay ayrı hesaplanır. Zamanaşımı alacağın muaccel, yani ödenmesi gereken hâle geldiği gün başlar (TBK m. 149). Aylık ücrette her ayın ücreti için süre, o ayın ödeme gününden itibaren ayrı ayrı işler.
  • İş devam ederken de işler. Ev hizmetlerinde çalışanlar dışında, iş ilişkisi sürerken zamanaşımının durduğuna dair bir kural yoktur (TBK m. 153).
  • Durma ve kesilme: Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur (7036 sayılı Kanun m. 3/17); dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını keser (TBK m. 154).

7. Hangi belgeler önemlidir?

İspat yükü: Kanunda özel bir düzenleme yoksa ispat yükü, iddia edilen olgudan kendi lehine hak çıkaran taraftadır (HMK m. 190 [8]). Bu genel kurala göre ücreti ödediğini savunan işveren ödemeyi; ücretinin bordroda görünenden yüksek olduğunu ileri süren işçi ise gerçek ücretini ispatlamalıdır.

Şu belgeleri saklamak yararlı olur:

  • İş sözleşmesi ve ücret hesap pusulaları (bordrolar)
  • Maaşın yattığı banka hesabının dökümü
  • e-Devlet üzerinden alınabilen SGK hizmet dökümü
  • İşverenle yazışmalar, e-postalar ve mesajlar; kanuna göre elektronik ortamdaki veriler de belge sayılır (HMK m. 199 [8])
  • Ödeme günlerini ve gecikmeleri bilen iş arkadaşlarının isimleri (tanık olarak)
İbraname imzalamadan önce:

"Bütün haklarımı aldım" anlamına gelen ibra sözleşmesi, ancak yazılıysa, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçtikten sonra yapılmışsa, alacağın türü ve miktarı açıkça yazılmışsa ve ödeme eksiksiz olarak banka aracılığıyla yapılmışsa geçerlidir. Bu şartları taşımayan ibraname kesin olarak hükümsüzdür; gerçek tutarı içermeyen ödeme belgeleri yalnızca içerdikleri miktar kadar makbuz hükmündedir (Türk Borçlar Kanunu m. 420 [4]).

8. Varsayımsal örnek

Bu örnek tamamen varsayımsaldır. B, iki buçuk yıldır bir lojistik firmasında belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışmaktadır; sözleşmesine göre her ayın ücreti izleyen ayın 5'inde ödenir. Temmuz 2026 ücreti, 5 Ağustos'ta ödenmez ve 25 Ağustos'a kadar da yatmaz. B, bu tarihten sonra işverene yazılı bildirim göndererek çalışmaktan kaçınabilir (m. 34). Sözleşmesini feshetmek isterse 20 günün dolmasını beklemesi gerekmez; ancak m. 26'daki süreleri gözetmelidir. B fesih yolunu seçer: Noter aracılığıyla gönderdiği bildirimde Temmuz ücretinin ödenmediğini ve İş Kanunu m. 24/II-e'ye dayandığını açıkça yazar. Ardından arabuluculuk bürosuna başvurarak ödenmeyen ücretini, kıdem tazminatını ve kullanmadığı yıllık izinlerin ücretini ister; prim şartlarını taşıdığı için 30 gün içinde İŞKUR'a işsizlik ödeneği başvurusu da yapar. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanakla iş mahkemesinde dava açabilir.

9. Sık sorulan sorular

Avans olarak aldığım para maaşımdan düşülebilir mi?

Evet. Avans, ücretin önceden ödenen bir kısmıdır ve sonraki ödemeden mahsup edilebilir. İşveren bu mahsubu ücret hesap pusulasında ayrıca göstermelidir (İş Kanunu m. 37).

İstifa dilekçemde sebep yazmadım; ödenmeyen maaşımı yine de isteyebilir miyim?

Evet. Çalıştığınız döneme ait ücret, iş sözleşmesi hangi yolla sona ererse ersin istenebilir (İş Kanunu m. 32). Sebebin yazılmamış olması daha çok kıdem tazminatı bakımından sorun yaratabilir.

Maaşıma haciz geldi; ne kadarı kesilebilir?

İş Kanunu'na göre işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez ve başkasına devredilemez; nafaka alacaklılarının hakları ise saklıdır (İş Kanunu m. 35). Kesinti, icra dairesinin işverene gönderdiği yazıya göre yapılır; yazıya aykırı veya fazla kesinti yapıldığını düşünüyorsanız durumu icra dairesinde kontrol ettirebilirsiniz.

Taşeron (alt işveren) işçisiyim; maaşımı asıl işverenden isteyebilir miyim?

Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak kanundan ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur (İş Kanunu m. 2). Ayrıca asıl işveren, işçinin başvurusu üzerine veya her ay kendiliğinden, alt işveren işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini kontrol etmek ve ödenmeyen ücretleri alt işverenin hakedişinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür (m. 36).

İşveren "şirket zor durumda" diyor; bu, ücretin ödenmemesini haklı kılar mı?

Kanunda işverenin mali sıkıntısını ücret borcunu ortadan kaldıran bir sebep olarak sayan genel bir hüküm yoktur. Çalışmaktan kaçınma hakkı için yalnızca mücbir neden saklı tutulmuştur (m. 34); bir durumun mücbir neden sayılıp sayılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir.

Hukuki dayanaklar ve kaynaklar

  1. 4857 sayılı İş Kanunu, m. 2, 4, 17, 19, 24/II-e ve II-f, 26, 32, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 41, 46, 47, 59, 91, 102/a, 109, geçici m. 1
  2. 1475 sayılı İş Kanunu, m. 14
  3. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 2/3, 3 (fıkra 1, 5, 10, 12, 17), 5, 6
  4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 147/1, 149, 153, 154, 407, 420
  5. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu, m. 48, 50, 51/b (1475 m. 16'ya atıf 4857 m. 24 olarak okunur) ve ek m. 1
  6. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/5
  7. 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 19, 20, 26/1-c (yayım tarihinde yürürlük) ve geçici m. 1/10
  8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 107 (7589 s. Kanun m. 19 ile mülga), m. 109/4 (7589 s. Kanun m. 20 ile eklendi), m. 190, 199

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendi koşullarıyla değerlendirilmelidir.

Tüm hukuki yazılar